Cerrahpaşa Başhekimliği

Cerrahpaşa Başhekimliği

EN GENÇ BAŞHEKİM

İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’ nden 1990 yılında mezun oldu.

Genç bir hekim olarak yaşama başladığında arkadaş çevresi dışında tanınan biri değildi. Ancak, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi’nde “Başhekim” görevine gelmesi kariyer basamaklarını hızla çıkmasının başlangıcı oldu.

Prof. Dr. Cemi Demiroğlu İstanbul Üniversitesi Rektörü iken Ahmet Çetinsaya, Cerrahpaşa Hastanesi Başhekimliğini üstlendi. 28 yaşındaydı ve o dönem için belki de Türkiye’nin en genç başhekimi idi. Üstelik bu görevi yaptığı yer ülkenin en köklü kurumlarından biriydi.

Belki başlangıçta yaşı gereği pek dikkate almayanlar olmuştu, ama işi gereği attığı adımlarla kısa sürede “Başarılı Genç Başhekim” olarak dikkati çekti. Klasikleşmiş hastane yönetim sisteminde önemli değişiklikler yaptı.

Yaptıklarının etkileri görüldükçe ister istemez “kim bu genç adam?” sorusu da sorulmaya başlandı.

NEYDİ BU ÖNEMLİ DEĞİŞİKLİKLER?

Doç. Dr. Ahmet ÇETİNSAYA anlatıyor;

“O dönemde bir hekimin yazdığı reçetenin geçerli olabilmesi için hastane yönetimi tarafından onaylanması gerekiyordu. Onay ücreti eski para ile 1 milyon liraydı, bugüne uyarlayarak söylersek 1 liraydı.

Bu onay işini de başhekim yardımcısı olan bir doktor arkadaşımız yapıyordu. Doğal olarak yardımcım durumundaki meslektaşlarım yaşça benden büyük kişilerdi. İşi sadece hastanın uzattığı reçeteye mühür basmak ve 1 lira almaktı. Bu beni çok rahatsız ediyordu. Üstelik gelen reçetenin doğru olup olmadığı bile bilinmiyordu. Şimdiki gibi bilgisayarlı takip sistemi olmadığı için olmayan reçeteler bile onaylatılıp, eczanelerden ilaç alınabiliyordu. Eczanelerle anlaşıp ilaç ticareti yapılmasına uygun bir durumdu. Kulağıma bu tür söylentiler de geliyordu.

Önce reçetelerdeki imzaların gerçekten adı geçen doktora mı ait olduğunu saptamak için bir sistem kurdum. Poliklinik yapan bütün doktorların imza örneklerini aldım. Onay için getirilen reçete ile imza örneğini karşılaştırıp doğrulayarak onay vermeye başladık. Kontrolden haberleri olmadığı için sahte reçete hazırlayanlar kendilerini ele verdiler. Bu işi bir doktorun yapması da hoş değildi. Uygulama oturunca görevi bir memura verdim. Bu uygulamanın duyulması hastane içinde popülerliğimi birden artırdı.

Hem başhekim yardımcısı sıfatına sahip bir doktorun böyle sıradan bir işte kullanılmasını ortadan kaldırmış hem de önemli bir sahtekârlığı sonlandırmıştım.”


SAĞLIK RAPORU DÜZENLEMESİ

Benzer bir durum da sağlık rapor verilmesinde yaşanıyordu. Uzun süreli istirahat almak için sağlık kurulu raporu gerekiyordu. Ancak rapordaki imzalar doğru mu, değil mi diye bir izleme yapılmadığı için iş takipçileri bunu da rüşvet kapısı olarak kullanıyorlardı. Başlatılan imza örneği uygulamasıyla bu da sonlanmıştı.

Bu yapısal düzenlemeler Cerrahpaşa camiasında “kim bu genç adam?” diye sorulmasına ve “Ahmet Çetinsaya” adının tanınmasında etkili oldu. Ahmet Çetinsaya’ nın, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekimliği görevi 1984-1990 yılları arasında sürdü. Bu altı yıllık sürede 186. Dönem Yedek Subay olarak 1986-87 yıllarında askerlik görevini de yaptı. Cerrahpaşa Hastanesi Başhekimliği’ nden ayrılması siyasete adım atmasıyla oldu. Cerrahpaşa Hastanesi yönetiminde sağladığı tanınmışlık kendisine siyasetten teklif yapılmasını sağladı.

Hayallerimizin çoğu yaşam basamaklarını çıkarken oluşuyor, alınan göreve bağlı olarak biçimleniyor. Başarılı bir doktordu ve hocaları bu başarılarını değerlendirdiler ve geleceğini biçimlendirmesinde çok etkili olabilecek kapıların açılmasını sağladılar.

Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekimi olmak bu adımlardan ilkiydi. Görevle birlikte amaçlar da şekillendi. İşin gereği olarak üstlenilen her görev herhangi bir hayali çağrıştırmayabiliyor. Ancak sorun çözme aşamasında arayışlar, buluşlar ve ardından başarıyı getiriyor. Bu anlayışla bakınca Cerrahpaşa’ da sorun olarak karşısına çıkan ve çözümü o dönem için devrim sayılan güzel işler yaptı.

Sigortadan para almak için oluşturulan sahte reçete şebekesini çökertti,
Ödeme sistemi oluşturdu,
Hocaların büro memuru gibi kullanılmasına neden olan işlemleri kaldırdı,
Üstlendiği görevler nedeniyle alınmış zorunlu kararlar ve bunlara bağlı uygulamaların sonucuydu başarı. O süreçte siyaset ne aklında ne de hayalindeydi. Siyasete Anavatan Partisi’nden gelen teklif üzerine girecek ve başarılarına devam edecekti.

Rahmetli Turgut Özal, Cerrahpaşa Başhekimi olduğu dönemde, hastane ziyaretinde çözüm odaklı hizmetlerini fark etmiş ve  “Sen proje adamısın. Siyasete gir başarılı olursun, memleket senden bir proje ve hizmet adamı olarak daha geniş çapta istifade etsin” diyerek tavsiyede bulunacak, “seni yerel seçimlerde aday gösterelim” diyecekti.

1990 yerel seçimleri için İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkan adayı Bedrettin Dalan’dı. O seçimlerde ANAP, Fatih Belediye Başkan adaylığını önerecekti. İtiraz edecek ama Özal’ın, “görev verilsin” dediği iletilince ısrar karşısında fazla direnemeyecekti.

Cerrahpaşa’daki görevinden ayrılarak seçimlere girdi ve kaybetti. Bu sonuç tam bir hayal kırıklığı oldu. Tekrar Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi'ndeki görevime dönmek istedi. 
Sağlık Bakanı Halil Şıvgın’dı. O sırada Haseki Hastanesi Başhekimi ağabeyi, meslektaşı Dr. Alaattin Yavaşça emekli olmuştu. Halil Bey, “Haseki’de yapılacak çok iş var bu görevi sana verelim” dedi.

Gönlünde eski görevine dönmek yatıyordu, ama olmadı. Sağlık Bakanı Şıvgın’ın önerisini kabul etti ve Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi oldu. Görevi üstlenirken,  çözülmesi gereken sıkıntılar olduğunun ima edilmesini, üstü örtülü bir övülme duygusu olarak yaşıyordu. Artık Cerrahpaşa Başhekimliğine noktayı koymuş, Haseki Başhekimliği görevini üstlenmişti.

Tarih: